Gurbetçilerin Yürek Burkan Hasret Hikayeleri


0

30 Ekim 1961 tarihinde Almanya ve Türkiye arasında imzalanan İş Gücü Anlaşması’na göre binlerce Türk vatandaşı geçici süreliğine Almanya’ya göç etmişti. Bu göçün nedeni her ne kadar para kazanmak ve daha iyi bir yaşam olsa da sevdikleri geride bırakmak çok zordu. Bu gelişmeyle ilgili gurbet hikayeleri üzerinden onlarca yıl geçse de halen daha tazeliğini koruyor.

Instagram ve Twitter’dan yayın yapan DiasporaTürk adlı hesap ise bu konu üzerine eğilmiş ve o yıllardaki gurbet hikayelerini bir araya getirmiş. Bu sosyal medya hesabına gönderilen hikayelerden bir kısmını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Çocukların Babalarına Yabancılaşması

Türklerin gurbet hikayeleri arasında çocukların babalarını tanımadan büyümelerine sık sık rastlıyoruz. O zamanlarda Almanya’ya giden Halil Gencer isimli vatandaş, Türkiye’ye tatile döndüğünde çocuklarının kendisine alışamadığından bahsediyor. Tam alışma evresinde Almanya’ya dönmek zorunda olduğu için içi buruk bir şekilde Türkiye’den ayrıldığını anlatıyor.

Türk vatandaşlarının gurbet hikayeleri, bu ve benzeri birçok hikaye ile dolu. Babalarından ayrılmak istemeyen çocukların bulduğu çözümler ise ne yazık ki işe yaramıyor. O yıllarda derin bir hasret çeken Bülent Coruk, babasına söylediği sözleri dün gibi hatırlıyor: “Babam Almanya’ya giderken bavulunun içine girerdim ve ‘ne olur beni de götür, sana orada menemen yaparım’ derdim”.

Resimli Mektuplar…

Mektup, o yıllardaki en iyi iletişim aracıydı. DiasporaTürk isimli sosyal medya hesabının paylaşımları arasında bir isimsiz mektup var. Mektupta şunlar yazılı: “Mehmet, benden ayrıldığına üzülüyorum. Neden canımı yaktın? Söz verdiğim gibi sana resmimi gönderiyorum. Ama ne yazık ki eski. Yıllar geçiyor ve biz yaşlanıyoruz.

Mektup, en iyi ve en hızlı iletişim aracı olsa da Türk gurbetçilerin yaşadığı bölgelere mektup gelme sıklığı çok azdı. Bu nedenle o zamanlar mektup gelen kişiye hürmet edildiğini söylüyor gurbetçiler. Çünkü mektup, bir kişinin seveni olduğunun ispatıydı. Aynı zamanda mektup, memleketten haber getirmesi ile de son derece kıymetliydi.

almanyaya göç eden türkler ile ilgili görsel sonucu

Teyp ve Radyolara Saklanan Özlem Dolu Hisler…

O zamanlar teyp ve radyoların da mektuplar kadar önemi son derece fazlaydı. Çünkü Almanya’daki gurbetçiler, Türkiye’deki bekleyenlerine radyoya kayıt yaparak gönderiyordu. Tek taraflı bir iletişim olsa da yine de hasret biraz olsun diniyordu.

“Eşim bant doldurup yollamış. Bütün ev teybin başındayız. Eşim bantta iyisiniz inşallah diyor, bütün ev ‘iyiyiz’ diyoruz. Eşim, köye kar indi mi diyor, herkes ‘indi indi’ diyor”.

Bazen de radyolar, Türkiye’yi Almanya’da biraz olsun yaşamak için oldukça etkili bir araç haline gelmiş. Örneğin Almanya’da babasıyla birlikte yaşayan bir Türk vatandaşı babası için radyo yayını teybe kaydetmiş. “Babam her gün mesaideyken Türkçe haberleri, şarkıları, türküleri teybe çekerdim. Babam işten gece 1 gibi geliri kaseti dinler ve öyle yatardı”.

Bir diğer radyo ile memleket hasretini giderme hikayesi ise şöyle: “Almanya’da yaşadığımız yerde TRT çok zayıf çekiyordu. Frekansı elleri ince olduğu için yalnızca annem ayarlayabiliyordu. Bu yüzden biz hiç radyoya dokunmazdık, hep annem TRT’yi bulurdu”.

Ve Daha Niceleri…

Kuru fasulye yiyerek Almanya korkusunu hafifletenden kazağın içinde sevdiğinin saç tellerini saklayana kadar hasretin o soğuk yüzünü gösteren daha birçok hikaye var. Hikayelerin hepsi DiasporaTürk isimli hesabın Instagram ve Twitter sayfalarında yer alıyor. Aynı zamanda bu hikayelerin gerçek fotoğraflarıyla birlikte bir kitap haline getirilmesi de bekleniyor.


Beğendiniz mi? Hemen arkadaşlarınızla paylaşın!

0